Avrupa Tarih Eğitimcileri Birliği EUROCLIO'nun 20. Uluslararası Tarih Eğitimi Konferansı bu yıl 7-14 Nisan tarihleri arasında Almanya'nın Erfurt şehrinde yapıldı. Konferans süresince birçok çalıştay, panel ve tarihi mekan ziyareti gerçekleşti. 40 farklı ülkeden 250'ye yakın eğitimcinin katıldığı konferansa Türkiye'den Tarih Eğitimcileri Birliği derneği başkanı Prof. Mustafa Safran ile KTÜ öğretim üyesi Semih Aktekin katıldı. Konferansın son günü yapılan genel kurulda Yrd. Doç. Dr. Semih Aktekin, EUROCLIO yönetim kurulu üyeliğine yeniden seçildi. Aşağıda konferans süresince çekilmiş çeşitli fotoğraflar bulunmaktadır.Konferansla ilgili ayrıntılı bilgiye www.euroclio.eu adresinden ulaşılabilir.
Değerli Meslektaşlarım, 8-19 Nisan İzmir İnternet Haftası Etkinlikleri kapsamında düzenlenen FATİH Projesi Derslerde Etkileşimli Tahta Kullanımı Çalıştayı'nda "Yenilikçi Tarih Öğretimi Etkinlik Örnekleri" kitabımızda yer alan ve Dr. Sezai Öztaş ile birlikte tasarladığımız "İbn-i Sina" etkinliğini sundum. Çalıştayın ruhuna uygun olarak ve her birimize 10+ 5 dakika verildiği için etkinliği yeniden yapılandırdım. Örneğin pulların yer aldığı çalışma sayfasını "Prezi" sunum sayfasında birkaç örneğe yer vererek hazırladım. Ayrıca bitiş etkinliği olarak da geçen hafta öğrencilerimizle birlikte isim koyduğumuz "YAZ TAHTAYA BİR DAHA" öğrenme etkinliğini önerdim. Birçok branştan meslektaşımın izlediği sunumdan çok olumlu tepkiler aldım. Hem kitabımızın, hem de dernek sayfamızın daha çok kişiye ulaşmasının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördüm. Gülşen Saral Turgal.
Ankara - 2012
(kitabı künyedeki linkten indirebilirsiniz...)
Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki (BİT) gelişmeler tüm alanlarda
olduğu gibi, eğitim alanında da köklü değişimlerin yaşanmasına
sebep oldu. Günümüzde BİT, eğitim ve öğretimi geliştirmenin,
verimli öğrenme ortamları sağlamanın, öğrencileri geleceğe hazırlamanın
vazgeçilmez araçlarından birisi haline gelmiştir.
Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi, ülkemizde de tarih
öğretimi alanında BİT destekli yöntem, içerik, materyal ve uygulamalar
yaygın bir biçimde kullanılmaktadır. Ancak öğretimde BİT
araçlarının kullanımı, aktif öğrenmeyi teşvik eden, öğrenci merkezli
öğrenme ortamları oluşturan, öğrencilerin bilgi ve beceri kazanımını
etkin bir biçimde destekleyen bir öğretimi her zaman sağlayamamaktadır.
Öğretim uygulamalarında BİT araçlarının işlevi çoğu kez
geleneksel öğretim yöntemlerinin sınırlı bir biçimde desteklenmesinin
ötesine geçmemektedir. Öğretimde BİT kullanımının yenilikçi
ve verimli bir öğrenme süreci oluşturabilmesi için, BİT destekli
etkin yöntem ve stratejilerin geliştirilmesi, nitelikli öğretim materyalleri
ve içeriklerinin hazırlanması, etkileşim, iletişim ve işbirlikli
öğrenmeyi destekleyici web tabanlı uygulamaların kullanılması
gerekmektedir.
Hollanda'dan Geschiedenis 24 (Tarih 24) isimli kanalda 2010 yılında yayınlanan , aralarında derneğimiz üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Semih Aktekin ve Yrd. Doç. Dr. Mustafa Öztürk'ün de bulunduğu farklı ülkelerden tarih eğitimcileriyle yapılan röportajların bulunduğu tarih eğitimiyle ilgili özel programı aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz.
Derneğimiz Yönetim Kurulu üyeleri Sayın Bahri Ata ve Sayın Hüseyin Köksal'ın iki yeni makalesine tedmem blog sayfasından ulaşabilirsiniz.
tedmem HAKKINDA
Tedmem, eğitim sistemi için proaktif birşekilde, kanıta dayalı araştırma verisi, fikir ve yayın üretip kamuoyuna mal etmeyi amaçlayan bağımsız bir düşünce kuruluşudur. Yapacağı bütün çalışmaların temel amacı, bu ülkenin bütün çocuklarının daha mutlu bir geleceğe kavuşması için hizmet etmektir. Bu hizmeti yürütürken, eğitim politikalarında alışılmış olan düşünce ve duygu kalıplarının ötesine geçmeyi hedef olarak görmektedir. Kar amaçlı olmayan tedmem, güncel tartışmaların üzerinde, herhangi bir partiye bağlı-bağımlı olmayan bir örgütsel yapıya sahiptir. Eğitimin ekonomisi, mimarisi, tarihi, psikolojisi, pedagojisi, sosyolojisi vb alanlar araştırma konularımız arasında yer alacaktır. Yapacağımız çalışmalarda güncelin yanı sıra geleceğe odaklı bir bakış açısı tercih edilecektir.
Editörden..
Ülkemizde modern tarihçilik çalışmalarının yüzyılı aşkın bir zamandır yürütülmesine karşın tarih eğitimine ilişkin ciddi dönüşümün 1930’lu yıllarda Cumhuriyetin kültür politikalarıyla biçimlendiği bilinir. Ancak yaklaşık son 20 yıla kadar hem tarihçiliğimizi hem de tarih eğitimimizi sorguladığımız pek söylenemez. 1990'larm başında dünyada siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel dengelerin a s t-üst oluşu tarih eğitimi ve tarihçilik düşüncesindeki yerleşik kalıplan da tartışmaya açtı. Bu çerçevede Salih Özbaran, Mustafa Safran gibi öncü isimler gerek "akademi"de ve gerekse öğretimde tarihçiliğin durumu ve sorunlarını dile getirmeye başladı. Salih Özbaran, Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Tarih Eğitimi üzerine yazılar yazıp, akademik organizasyonlar tertip ederken, Mustafa Safran da akademik çalışmalar yapmanın yanısıra Gazi Üniversitesi'nde "tarih eğitimi" alanında lisansüstü programın açılmasını sağladı. Mustafa Safran'ın öncülüğünü yaptığı Gazi Üniversitesi Tarih Öğretmenliği lisansüstü programlarında tabiri caizse bir "maya" tuttu. Buradan tarih eğitimi alanında doktorasını tamamlamış pek çok akademisyen yetişerek Türkiye'deki literatüre katkı sağladılar. Hepsine müteşekkiriz. Bugün Türkiye’de tarih eğitimi literatürü ciddi bir birikime ulaşmıştır. Yapılan yüksek lisans ve doktora tezleri, yazılan akademik makaleler, sunulan akademik bildiriler ve yayınlanan kitaplar bunu göstermektedir.
Türkiye'de kurumsal anlamda tarih yazımı ve tarih eğitimi konusunda yaptığı organizasyonlar ve yayınladığı kitaplar yönünden yeni açılımlara imza atan Tarih Vakfını da unutmadan anmak gerekir. Özellikle Prof. Dr. İlhan Tekeli'nin öncülüğünde bu vakıf aracılığıyla pek çok yeni çalışma Türkçe literatüre kazandırıldı.
Genç bir adam babasına soruyor: Tarih mi okusam? Babası cevap verir, ‘Oğlum tarih birçok beceri ister. İlk olarak, oldukça fazla sabra ihtiyacın var, çünkü uzun saatler boyunca senin aradığın değerli bilgiyi içeren ancak az bulunan çok ilginç belgeleri okumak için tozlu ve soğuk arşivlerde oturman gerekir. Sonra oldukça fazla dünyevi deneyime sahip olman gerekir ki bütün hayatın boyunca elde edindiğin insan doğası bilgelerinle çoktan ölmüş olan insanların hayatlarını bu bölük pörçük belgelerden tekrar yaratabilesin. Ve koskocaman bir empati yeteneğine sahip olman gerekiyor ki bu ölmüş ve senden çok farklı olan insanların hayatlarının içine girebilesin. Ama aynı zamanda da analitik bir beceriye sahip olman gerekiyor ki hangi yorumların mantıklı ve hangilerinin inanması güç olduğunu fark edebilesin, hangi kaynakların güvenilir ve hangilerinin yalan olduğunu kavrayabilesin. Son olarak zorlukların üstesinden gelmeyi bilmelisin çünkü halk senin yazdıklarının çoğunu umursamayacak ve araştırmalarından ne ün ne de servet elde edeceksin. Sana daha çok bu becerilerin hiçbirine sahip olmana gerek olmayan avukat veya iş adamı olman tavsiye edilir.’
Oğlu babasının dediklerini göz ardı eder ve oldukça meşhur bir tarihçi olur. Onun adı Marc Bloch’dur.
Joyce, Finnegans Wake, s. 254
Derneğimiz ev sahipliğinde Euroclio işbirliği ile 01-07 Nisan 2012 Tarihleri Arasında Antalya'da 40 ülkeden 200'den fazla katılımcı ile gerçekleştirilen 19. EUROCLIO Tarihe Farklı Perspektiflerle Bakmak (19th EUROCLIO Annual Professional Training and Development Conference 1 April 2012 TURKEY) adlı uluslararası konferansın Euroclio raportörü Sayın Jonathan Even-Zohar tarafından kaleme alınan faaliyet raporu Euroclio web sitesinde yayınlanmıştır.
Rapora ulaşmak için: